Sanat ve edebiyatın ticarileşerek bayağılaşmasını, insani ve toplumsal sorunlardan uzaklaşmasını, medyanın kültürel alanı bütünüyle belirler hale gelmesini reddediyoruz diyerek yola çıkan Yeni Gelen dergisinin ikinci sayısı, Nisan başında kaybettiğimiz şair Ülkü Tamer’in dizelerini kapağına taşıdı: “Mesleğimiz umut bizim”.

Sunuş yazısında, “Sanat edebiyat avm kod adlı çarşıların müştemilatı haline getirildi. Yazarın ve sanatçının bağımsız varoluşu ortadan kaldırıldı, bütünüyle sponsorlara tabi kullar oldular. İnsanlığın, toplumun yargıcı, vicdanı, öncüsü olması gereken şair, yazar, sanatçı sermayenin memuru haline geldi. Şairler reklamcılık öğrendi, şiirleri buzdolabı ve çamaşır makinelerine yazdılar. Sinemacılar dizici oldu, reklam aralarında dedikoduyu dizi diye sundular. Ressamlar, “güncel sanatçılık” peşinde akışın dışına düştüler. Mimarlar gökdelenci ve tokici olup yaşamı standart kutulara hapsettiler,” saptamasına yer veren YENİ GELEN’in ikinci sayısı bu durumu aşmak için ortaya konan eleştiri ve inceleme yazılarının yanı sıra şiir ve öyküye de yer veriyor. İlk sayısı umulanın üstünde ilgi gören ve heyecan yaratan dergi, piyasanın dağıtım engellerini aşmak için okur-yazar dayanışmasını başvuruyor.

ÜLKÜ TAMER’E RASTLAMAK

Afşar Timuçin’in “Çocuklara Felsefe Öğretelim mi?” yazısıyla başlayan dergi, Özkan Mert’in günümüze isyan eden “Hav Haav Haaav!” başlıklı şiirinin ikinci bölümüne yer veriyor. Köy Enstitülü filozof Sami Gürel ile Altamira Mağarası’na ve Rönesans şehirlerine yapılan gezilere ilişkin sohbet bu sayıda da sürüyor. Yeni Gelen bu sayısında kültürümüzün yakın dönemdeki kayıpları Ülkü Tamer ile Hasan Uysal’ı anmayı ihmal etmiyor. Usta fotoğrafçı Çerkes Karadağ’ın yakın arkadaşı Hasan Uysal portresi ve “Tersyüz Bir Adam” başlıklı yazısı bu usta gazeteciye duyarlı bir ağıt niteliğinde. Arif Arslan ise “Ülkü Tamer’e Rastlamak” başlıklı kısa bir oyunla “Şiir gecenin kardeşidir, gündüzün annesi. Yürekteki büyükbabadır şiir” diyen şairi gençlere öğretmeyi deniyor. “Öte geçe”ye göçen Ülkü Tamer’i “Hançer” şiiriyle anan Yeni Gelen’in ikinci sayısında Evin Okçuoğlu, Mustafa Işık, Mustafa Göksoy, Turan Karatepe, Özgür Zeybek, Havva Aktaş ve Mehmet Ercan’ın şiirleri yer alıyor.

Hukuk felsefesi profesörü Hayrettin Karaca’nın “Frankfurt Deyişleri”ne ve tablolarına yer veren dergide, Maltepeli Ressam Kasım Koçak’ın serçe resminden yola çıkan Filiz Tanya “Resmin Bendeki Görüntüsü”nü kaleme alıyor.

AKM TAKSİM’E YIKILIRKEN

Orhan Gökdemir, “Aydınlık Yol”da Bruno’yu merkeze koyarak yüz yıllık bir süreçte aydınlanmayla doğan devrimci düşüncelerin izini sürüyor. Taylan Kara’nın “Erzurum’dan Liberal Solcu Çıkar mı?” sorusunu “burka” hayranı Nilüfer Göle’nin düşüncelerini eleştirerek yanıtlayan yazısı, “liberal solcular, Erzurum’dan, Afganistan’dan ya da Anadolu’nun taşrasından değil, Cihangir ya da Paris üniversitelerinden çıkmaktadır” diye sona eriyor. Mehmet Esatoğlu, Taksim Meydanında yaşanan büyük yıkımı, “AKM Taksim’e Yıkılırken” yazısında ortaya koyuyor. Galip Kırıcı, cahilleşme dalgasına karşı bir direniş deneyini, “Mersin Kitap Dostu Grubu Ne Okur?” başlıklı yazısıyla gündeme getiriyor. Asım Öztürk “Günümüz Şiirinin Açmazlarındaki Suskunluğu” ele alırken, Özgün Ergen “Yeni Bir Eleştirinin, Şiirin, İnsanın Yapıtaşlarını Döşerken” atılacak ilk adımları konu ediniyor. 21 Mart Dünya Şiir Günü kutlamalarının haberi ve Aylin Özer’in bildirisi “Şiir Distopyası” başlığını taşıyor. Cafer Yıldırım, şiirimizin büyük değeri Cahit Külebi’yi incelediği yazısında onu “Yerelin Sıcaklığı, Ulusalın Güveni” olarak niteliyor. Dr. Ulvi Özdemir “Bir Kitap Bağımlısının Notları”nda “Çehov’un Zamanı Aşan Edebi Gücü”nün nedenlerini araştırıyor. Tahir Şilkan ise bizden bir ustayı, Orhan Kemal’i bir bayram gününde “Komünist Hücre Çalışması Yaptığı Lokanta”da dostlarıyla buluşmasından yola çıkarak anımsatıyor. Derginin kapsamlı incelemelerinden birini Neşe Baştürk yazmış: “Bir Mücadele Alanı Olarak Estetik ve Yeni Bir Yaşam Yaratma İmkânı”. Aysun Adalı, piyasa sansürüyle yıllarca sinema bulamayan “Kırlangıçlar Susamışsa” filmini eleştiriyor. Müslüm Kabadayı’nın “Emmi Corc” hikâyesi yıllardır savaşın kanlı rüzgârının altındaki Hatay’ı ve canciğer insanlarını dilin güzelliğiyle karşımıza getiriyor. B. Sadık Albayrak “Taylan Kara’ya ‘İtlaf Fetvası’” yazısında Sevan Nişanyan ve benzerlerinin “liberal zihniyetini” deşifre ediyor.

NASREDDİN HOCA’NIN HEYBESİ

Yeni Gelen’in bu sayısında Nâzım Hikmet’in mektuplu resmini Haydar Özay yaptı. Bertolt Brecht’in “Kendilerine güvenip de mektubu verdiklerim / çöpe attılar onu. / Ama hiç önemsemediklerim / bulup geri getirdiler bana. / Öğrendim böylece.” dizeleriyle kapak resmi bütünleniyor.

Yeni Gelen’i, Nasreddin Hoca’nın heybesine benzeten B. Sadık Albayrak, “Yeni Gelen’in heybesinde İnsanlardan insanlara yazılan mektuplar var” diyor ve şöyle yazıyor: “Heybenin dengesini insanlığın yaratıcısı ve sürdürücüsü emekçi, emeğin felsefesi ve estetiği sağlayacak. Yeni Gelen, biz sanat emekçilerinin, siz yaşam emekçilerinin omuzlarında olacak.

İlk sayımıza gösterdiğiniz ilgi ve heyecan çetin yolumuzu aydınlattı. Eski halıdan yeni heybe biçmenin bütün acemilik ve güçlüklerini aşmakta bize güç kattı.

Öyleyse,  merhaba ve yürüyelim…

Nisan güneşleri içinde aramızdan ayrılan şairimiz Ülkü Tamer’in seslenişiyle devam edelim; mesleğimiz umut bizim…”

(İletişim: bizimsadikalbayrak@gmail.com)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here